Pelteklik nasıl oluyor ?

Ilay

New member
Pelteklik Nasıl Oluyor? Farklı Kültürler ve Toplumlar Açısından Bir Bakış

Pelteklik Nasıl Oluyor? Konuya İlk Kez Merak Salanlar İçin

Pelteklik nasıl oluyor diye merak ettiğimde, konunun yalnızca “bazı harfleri farklı söylemek” kadar basit olmadığını fark etmek oldukça ilginçti. Bir insanın konuşurken belirli sesleri üretmekte zorlanması, bazı kelimeleri farklı telaffuz etmesi veya konuşmasının dinleyene alışılmadık gelmesi; dil gelişimi, ağız ve dil hareketleri, işitme, çevresel koşullar ve hatta konuşulan dilin kendi yapısıyla ilişkili olabiliyor.

Üstelik pelteklik dediğimiz durum her toplumda aynı şekilde algılanmıyor. Bir dilde zor olan bir ses başka bir dilde hiç bulunmayabiliyor. Bu nedenle “doğru konuşma” kavramının yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda kültürel bir tarafı da var.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Halk arasında “pelteklik” denilen konuşma özelliği, klinik açıdan tek başına kesin bir tanı anlamına gelmez. Özellikle /s/, /z/, /ş/ gibi seslerin farklı biçimde çıkarılması ya da dilin bazı seslerde dişlerin arasına gelmesi gibi durumlar konuşma sesi farklılıklarıyla ilişkili olabilir. Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği (ASHA) ve benzeri meslek kuruluşları da konuşma sesi sorunlarını değerlendirirken yaş, dil, lehçe ve bireysel gelişim gibi faktörlerin dikkate alınmasını vurgular.

Pelteklik Tam Olarak Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Konuşma sırasında beynin belirlediği seslerin akciğerlerden gelen hava, ses telleri, dil, dudak, damak ve dişlerin koordinasyonuyla oluşturulması gerekiyor. Bu sistemin küçük bir bölümündeki farklılık bile belirli seslerin alışılmış biçimde çıkmamasına yol açabilir.

Örneğin “s” sesini düşünelim. Bu sesi çıkarırken dilin konumu, havanın dilin üzerinden geçiş biçimi ve dişlerin oluşturduğu dar geçiş alanı önemlidir. Dilin gereğinden fazla öne çıkması veya havanın farklı bir yönden geçmesi sesin farklı duyulmasına neden olabilir.

Ancak bunun tek bir nedeni olduğunu söylemek doğru olmaz. Çocuklarda konuşma seslerinin gelişimsel olarak zaman içinde oturması oldukça normaldir. Bazı çocuklar belirli sesleri yaşıtlarından daha geç öğrenebilir. İşitme problemleri, ağız-yapısal özellikler, motor konuşma becerileri ve bazı nörogelişimsel durumlar da değerlendirmeye dahil edilebilir.

Dolayısıyla “Pelteklik neden olur?” sorusunun tek cümlelik cevabı yoktur. Aynı konuşma özelliği iki farklı kişide tamamen farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.

Çocukluk Döneminde Pelteklik Neden Daha Fazla Dikkat Çeker?

Çocuklar konuşmayı öğrenirken aslında çok karmaşık bir motor sistemi geliştiriyor. Önce daha kolay sesler ortaya çıkarken bazı seslerin doğru ve tutarlı biçimde üretilmesi daha uzun sürebiliyor.

Burada ebeveynlerin yaptığı önemli bir hata, çocuğun her yanlış telaffuzunu hemen düzeltmeye çalışmak olabiliyor. Sürekli “öyle söyleme”, “yanlış söyledin” şeklindeki müdahaleler çocuğun konuşmaya ilişkin kaygısını artırabilir. Daha doğal bir yaklaşım, doğru kelimeyi konuşmanın içinde modellemektir.

Örneğin çocuk bir kelimeyi farklı telaffuz ettiğinde onu utandırmadan doğru biçimi doğal şekilde tekrar etmek, iletişimi sürdürmek açısından daha sağlıklı olabilir.

Elbette çocuğun konuşmasının yaşına göre belirgin biçimde anlaşılmaz olması, belirli seslerin uzun süre üretilememesi veya konuşma sorununa işitme problemi gibi başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme almak daha doğru olur.

Türkçe Açısından Pelteklik: Dilin Yapısı Neyi Değiştiriyor?

Türkçede pelteklik denildiğinde insanların aklına genellikle “s”, “z”, “ş”, “j” gibi seslerin farklı çıkarılması veya dilin dişlerin arasına gelmesi geliyor. Fakat Türkçenin fonetik yapısı bu durumu değerlendirmek açısından ayrıca ilginç.

Çünkü bir sesin doğru kabul edilmesi, o dildeki ses sistemine bağlıdır. Türkçe konuşan birinin “r” sesini farklı üretmesiyle “s” sesini farklı üretmesi aynı şey değildir. Her sesin ağız içindeki üretim noktası ve biçimi farklıdır.

Ayrıca Türkiye içinde bile konuşma biçimleri bölgeden bölgeye değişebiliyor. Karadeniz, Ege, İç Anadolu, Doğu Anadolu veya Güneydoğu Anadolu ağızlarında seslerin ve kelimelerin söylenişinde çeşitli farklılıklar görülebiliyor. Bunların tamamını pelteklik veya konuşma bozukluğu olarak değerlendirmek doğru olmaz.

Burada kültür ile klinik değerlendirme arasındaki sınır önem kazanıyor. Bir yörede doğal kabul edilen bir telaffuz, başka bir yerde “yanlış konuşma” olarak etiketlenebiliyor.

Farklı Kültürlerde Aynı Konuşma Özelliği Aynı Anlama Gelmiyor

Dünyanın farklı dillerine baktığımızda çok daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. İngilizcede “th” seslerinin üretimi, ikinci dil olarak İngilizce öğrenen kişiler için oldukça zor olabilir. Fransızca konuşan birinin İngilizce “th” sesini farklı üretmesi, Türkçede duyduğumuz bazı pelteklik örneklerine benzer şekilde kulağa farklı gelebilir.

İspanyolca konuşulan bazı bölgelerde /s/ sesinin zayıflaması veya farklı biçimde gerçekleşmesi de görülebilir. İspanyolcanın farklı lehçelerinde “seseo”, “ceceo” gibi sesbilimsel özelliklerin bulunması, bir sesin toplumdaki kullanımının yalnızca “doğru-yanlış” ikiliğiyle açıklanamayacağını gösteriyor.

İngilizcede de bazı bölgesel ve sosyal konuşma biçimleri standart kabul edilen telaffuzdan ayrılabiliyor. Buna rağmen bunların hepsini konuşma bozukluğu olarak değerlendirmiyoruz.

Bence buradaki en önemli nokta şu: Bir sesin alışılmadık gelmesi, onun otomatik olarak bozuk olduğu anlamına gelmez.

Konuşma, yalnızca biyolojik bir beceri değil; aynı zamanda kimlik ve aidiyet göstergesi.

Toplumun “Normal Konuşma” Ölçütü Nasıl Oluşuyor?

Bir kişinin konuşmasıyla ilgili değerlendirme yaparken toplumun beklentileri büyük rol oynuyor. Televizyon sunucularının, öğretmenlerin veya haber spikerlerinin belirli bir telaffuz biçimine sahip olması beklenebiliyor. Böylece “standart konuşma” fikri zamanla toplumsal bir norm haline geliyor.

Fakat standart dil, insanların günlük konuşmalarının tamamını temsil etmiyor.

Bir kişinin yöresel aksanı, sınıfsal geçmişi veya ailesinden öğrendiği telaffuz biçimi onun konuşma kimliğinin bir parçası olabilir. Bu nedenle aksan ile artikülasyon bozukluğunu birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Örneğin başka bir şehirden gelen bir kişinin bazı kelimeleri farklı söylemesi, onun peltek olduğu anlamına gelmeyebilir. Aynı şekilde bir lehçenin standart dilden farklı olması da tek başına patolojik değildir.

Burada okuyucuya şu soruyu sormak isterim: Bir insan gerçekten yanlış mı konuşuyor, yoksa biz alıştığımız konuşma biçiminden farklı olduğu için mi öyle düşünüyoruz?

Farklı Toplumlarda Çocuklara Yaklaşım Neden Değişebiliyor?

Ailelerin konuşma farklılıklarına yaklaşımı kültürden kültüre değişebiliyor. Bazı toplumlarda çocukların konuşması konusunda aile büyükleri daha fazla müdahalede bulunurken bazı kültürlerde farklı konuşma biçimleri daha rahat karşılanabiliyor.

Eğitim sistemi de burada önemli. Bir okul ortamında öğretmenin telaffuz standardı, çocuğun kendisini nasıl algıladığını etkileyebilir. Çocuk sınıf arkadaşları tarafından konuşması nedeniyle alay konusu oluyorsa mesele artık yalnızca bir sesin nasıl çıkarıldığı olmaktan çıkıyor; özgüven ve sosyal katılım da devreye giriyor.

Bu nedenle konuşma farklılığının kendisinden çok, çevrenin buna verdiği tepki bazen daha büyük bir sorun yaratabiliyor.

Bir çocuğun konuşma biçimi nedeniyle sürekli düzeltilmesi veya taklit edilmesi, “Ben farklı konuşuyorum” düşüncesini zamanla “Ben yanlışım” algısına dönüştürebilir.
 
Üst