İkincisi de gerçek bir etkidir.
Veriler erkeklerin daha fazla konuşma sesi sorunu yaşadığını mı gösteriyor?
Burada ilginç bir veri var.
Avustralya'da 10.425 ilkokul öğrencisini kapsayan bir çalışmada konuşma sesi bozukluğu prevalansı %1,06 olarak tahmin edilmiş ve konuşma bozukluklarının erkeklerde kızlardan daha yüksek olduğu bildirilmiş. Çalışmada ayrıca yaş/grade seviyesi yükseldikçe konuşma bozukluklarının azaldığı görülmüş. ASHA Yayınları+1
Başka bir boylamsal çalışmada ise sekiz yaşındaki çocuklarda kalıcı konuşma sesi bozukluğu prevalansı %3,6 olarak bulunmuş ve bu grubun erkek olma olasılığının daha yüksek olduğu bildirilmiş. ASHA Yayınları
Bu veriler “erkekler peltektir” anlamına kesinlikle gelmez.
Çalışmaların örneklemleri, tanımları ve ölçüm yöntemleri farklıdır. Üstelik “konuşma sesi bozukluğu” ile günlük dilde kullanılan “pelteklik” aynı kategori değildir.
Dolayısıyla veriden çıkarılabilecek daha makul sonuç şudur:
Bazı çocukluk dönemi konuşma sesi bozuklukları erkeklerde daha sık raporlanabiliyor; ancak bu durum tek tek bireyler hakkında cinsiyete dayalı bir tahmin yapmaya yetmez.
ASHA da dil ve konuşma bozukluklarında cinsiyet farklılıklarının çalışmadan çalışmaya değişebildiğini ve tanımlama yöntemlerinin sonuçları etkileyebildiğini belirtiyor. ASHA
Toplumsal etki neden en az sesin kendisi kadar önemli?
Bence pelteklik tartışmasının en ihmal edilen tarafı burası.
Bir çocuk “şeker” yerine “seker” dediğinde teknik olarak bir ses üretim problemi görülebilir. Fakat sınıf arkadaşları bu farklılığı fark edip onunla dalga geçerse sorun artık sadece artikülasyon değildir.
Çocuğun sınıfta söz almaktan kaçınması, yüksek sesle okumak istememesi veya yeni insanlarla konuşurken çekinmesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Nitekim konuşma bozukluklarının yalnızca ses üretimi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösteren geniş literatür bulunuyor. ASHA, konuşma ve dil sorunlarının sosyal iletişim ve psikososyal alanlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. ASHA
Bu noktada “duygusal yaklaşım” küçümsenecek bir şey değil.
Örneğin iki kişi aynı düzeyde S sesi problemi yaşayabilir:
Kişi A: Arkadaşları destekleyicidir, mesleğinde sürekli konuşması gerekmiyordur ve bu durumu önemsemiyordur.
Kişi B: Çocukluğundan beri alay konusu olmuştur, mesleği sunum yapmayı gerektiriyordur ve konuşurken sürekli kendisini kontrol etmektedir.
Sesletim açısından benzer durumda olabilirler ama yaşam üzerindeki etkileri tamamen farklı olabilir.
Bence iyi bir değerlendirme ikisini de hesaba katmalı.
Pelteklik ile “harfi söyleyememek” aynı şey değil
Forumlarda sık gördüğüm başka bir hata da şu:
“Ben R'yi söyleyemiyorum, demek ki pelteğim.”
Bu çıkarım fazla hızlı.
Konuşma sesi sorunlarında yerine koyma, çıkarma, ekleme ve bozulma gibi farklı hata biçimleri bulunabiliyor. ASHA'nın klinik sınıflandırmasında bunlar birbirinden ayrılıyor. ASHA
Dolayısıyla:
“Ses hiç çıkmıyor.”
ile
“Ses çıkıyor ama farklı bir biçimde duyuluyor.”
aynı şey değildir.
Ayrıca kişinin belirli bir kelimede hata yapmasıyla konuşmanın tamamında sürekli aynı hatayı yapması da farklı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle internetten birkaç kelime söyleyerek kendi kendine kesin tanı koymak doğru olmaz.
Kendi konuşmamızda nasıl fark edebiliriz?
İlk aşamada basit bir gözlem yapılabilir.
Örneğin şu kelimeleri normal konuşma hızında söyleyip telefon kaydı alınabilir:
S: sarı, ses, masa, insan
Z: zarf, zeki, gazete, yüz
Ş: şeker, şapka, yaş, beş
J: jilet, jandarma, pijama
R: renk, araba, karar, berber
Daha sonra kayıt dinlenebilir.
Burada özellikle şu sorulara bakmak faydalı:
- Aynı ses her kelimede aynı şekilde mi çıkıyor?
- Ses başka bir sese mi dönüşüyor?
- Dil dişlerin arasına geliyor mu?
- Konuşma hızlanınca hata artıyor mu?
- Sadece belirli kelimelerde mi oluyor?
- Çevredeki insanlar konuşmayı anlamakta zorlanıyor mu?
Bunlar tanı koydurmaz ama sorunun niteliğini anlamaya yardımcı olabilir.
Kalıcı ve belirgin bir sorun varsa değerlendirme için dil ve konuşma terapistine başvurmak en sağlıklı yoldur.
Benim çıkarımım: “Pelteklik hangi harfler?” sorusunun tek satırlık cevabı yok
Eğer çok kısa cevap vermem gerekirse:
Türkçede pelteklik denince en sık S, Z, Ş ve J sesleri üzerinde durulur. Bazı kaynaklar T gibi sesleri de dahil ederken, geleneksel diksiyon sınıflandırmalarında C, Ç ve R gibi ses değişimleri de pelteklik başlığı altında gösterilebiliyor. EBA Kitap+1
Ama daha bilimsel açıdan bakıldığında “hangi harfler?” sorusundan çok “hangi ses nasıl üretiliyor?” sorusu önemlidir.
Benim özellikle üzerinde durduğum nokta ise şu: Bir konuşma özelliğini yalnızca “doğru/yanlış” diye değerlendirmek eksik kalıyor. Objektif ölçüm bize sesin nasıl üretildiğini anlatır; kişinin yaşadığı sosyal deneyim ise bu sorunun onun hayatında ne anlama geldiğini gösterir.
Erkeklerde bazı konuşma sesi bozukluklarının daha yüksek oranda görülmesine ilişkin veriler mevcut olsa da bu, bireysel davranışları “erkekler veri odaklı, kadınlar duygusal” şeklinde açıklamaya yetmez. İnsanların yaklaşımını cinsiyetten çok kişisel deneyimleri, eğitimleri, yaşları, sosyal çevreleri ve problemin hayatlarını ne kadar etkilediği belirleyebilir.
Üstelik bazen en objektif yaklaşım, duygusal etkiyi de veri olarak kabul etmektir.
Sizce pelteklik denince yalnızca S-Z-Ş-J grubunu düşünmek mi daha doğru, yoksa R, C ve Ç gibi ses değişimlerini de aynı başlık altında değerlendirmek gerekir mi?
Çocukken pelteklik yaşayanların deneyimleri sizce yetişkinlikte konuşma biçimine ne kadar yansıyor?
Bir de şu tartışma ilginç olabilir: Bir kişinin sesi teknik olarak anlaşılır olduğu hâlde kendisi konuşmaktan utanıyorsa, sizce burada “konuşma sorunu yok” demek yeterli midir?
Kaynaklar:
- American Speech-Language-Hearing Association (ASHA), Speech Sound Disorders: Articulation and Phonology. ASHA
- Wren, Y. ve ark., Prevalence and Predictors of Persistent Speech Sound Disorder at Eight Years Old, Journal of Speech, Language, and Hearing Research. ASHA Yayınları
- McKinnon, D. H., McLeod, S. & Reilly, S., The Prevalence of Stuttering, Voice, and Speech-Sound Disorders in Primary School Students in Australia. ASHA Yayınları
- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı/EBA, Diksiyon ve Hitabet – Telaffuz ve Boğumlama Kusurları. EBA Kitap
- Türkçe öğretimi üzerine akademik çalışmada pelteklik sınıflandırmaları: S-Ş, J-Z, C-J ve R-L değişimleri. Toad
Veriler erkeklerin daha fazla konuşma sesi sorunu yaşadığını mı gösteriyor?
Burada ilginç bir veri var.
Avustralya'da 10.425 ilkokul öğrencisini kapsayan bir çalışmada konuşma sesi bozukluğu prevalansı %1,06 olarak tahmin edilmiş ve konuşma bozukluklarının erkeklerde kızlardan daha yüksek olduğu bildirilmiş. Çalışmada ayrıca yaş/grade seviyesi yükseldikçe konuşma bozukluklarının azaldığı görülmüş. ASHA Yayınları+1
Başka bir boylamsal çalışmada ise sekiz yaşındaki çocuklarda kalıcı konuşma sesi bozukluğu prevalansı %3,6 olarak bulunmuş ve bu grubun erkek olma olasılığının daha yüksek olduğu bildirilmiş. ASHA Yayınları
Bu veriler “erkekler peltektir” anlamına kesinlikle gelmez.
Çalışmaların örneklemleri, tanımları ve ölçüm yöntemleri farklıdır. Üstelik “konuşma sesi bozukluğu” ile günlük dilde kullanılan “pelteklik” aynı kategori değildir.
Dolayısıyla veriden çıkarılabilecek daha makul sonuç şudur:
Bazı çocukluk dönemi konuşma sesi bozuklukları erkeklerde daha sık raporlanabiliyor; ancak bu durum tek tek bireyler hakkında cinsiyete dayalı bir tahmin yapmaya yetmez.
ASHA da dil ve konuşma bozukluklarında cinsiyet farklılıklarının çalışmadan çalışmaya değişebildiğini ve tanımlama yöntemlerinin sonuçları etkileyebildiğini belirtiyor. ASHA
Toplumsal etki neden en az sesin kendisi kadar önemli?
Bence pelteklik tartışmasının en ihmal edilen tarafı burası.
Bir çocuk “şeker” yerine “seker” dediğinde teknik olarak bir ses üretim problemi görülebilir. Fakat sınıf arkadaşları bu farklılığı fark edip onunla dalga geçerse sorun artık sadece artikülasyon değildir.
Çocuğun sınıfta söz almaktan kaçınması, yüksek sesle okumak istememesi veya yeni insanlarla konuşurken çekinmesi gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.
Nitekim konuşma bozukluklarının yalnızca ses üretimi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini gösteren geniş literatür bulunuyor. ASHA, konuşma ve dil sorunlarının sosyal iletişim ve psikososyal alanlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. ASHA
Bu noktada “duygusal yaklaşım” küçümsenecek bir şey değil.
Örneğin iki kişi aynı düzeyde S sesi problemi yaşayabilir:
Kişi A: Arkadaşları destekleyicidir, mesleğinde sürekli konuşması gerekmiyordur ve bu durumu önemsemiyordur.
Kişi B: Çocukluğundan beri alay konusu olmuştur, mesleği sunum yapmayı gerektiriyordur ve konuşurken sürekli kendisini kontrol etmektedir.
Sesletim açısından benzer durumda olabilirler ama yaşam üzerindeki etkileri tamamen farklı olabilir.
Bence iyi bir değerlendirme ikisini de hesaba katmalı.
Pelteklik ile “harfi söyleyememek” aynı şey değil
Forumlarda sık gördüğüm başka bir hata da şu:
“Ben R'yi söyleyemiyorum, demek ki pelteğim.”
Bu çıkarım fazla hızlı.
Konuşma sesi sorunlarında yerine koyma, çıkarma, ekleme ve bozulma gibi farklı hata biçimleri bulunabiliyor. ASHA'nın klinik sınıflandırmasında bunlar birbirinden ayrılıyor. ASHA
Dolayısıyla:
“Ses hiç çıkmıyor.”
ile
“Ses çıkıyor ama farklı bir biçimde duyuluyor.”
aynı şey değildir.
Ayrıca kişinin belirli bir kelimede hata yapmasıyla konuşmanın tamamında sürekli aynı hatayı yapması da farklı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle internetten birkaç kelime söyleyerek kendi kendine kesin tanı koymak doğru olmaz.
Kendi konuşmamızda nasıl fark edebiliriz?
İlk aşamada basit bir gözlem yapılabilir.
Örneğin şu kelimeleri normal konuşma hızında söyleyip telefon kaydı alınabilir:
S: sarı, ses, masa, insan
Z: zarf, zeki, gazete, yüz
Ş: şeker, şapka, yaş, beş
J: jilet, jandarma, pijama
R: renk, araba, karar, berber
Daha sonra kayıt dinlenebilir.
Burada özellikle şu sorulara bakmak faydalı:
- Aynı ses her kelimede aynı şekilde mi çıkıyor?
- Ses başka bir sese mi dönüşüyor?
- Dil dişlerin arasına geliyor mu?
- Konuşma hızlanınca hata artıyor mu?
- Sadece belirli kelimelerde mi oluyor?
- Çevredeki insanlar konuşmayı anlamakta zorlanıyor mu?
Bunlar tanı koydurmaz ama sorunun niteliğini anlamaya yardımcı olabilir.
Kalıcı ve belirgin bir sorun varsa değerlendirme için dil ve konuşma terapistine başvurmak en sağlıklı yoldur.
Benim çıkarımım: “Pelteklik hangi harfler?” sorusunun tek satırlık cevabı yok
Eğer çok kısa cevap vermem gerekirse:
Türkçede pelteklik denince en sık S, Z, Ş ve J sesleri üzerinde durulur. Bazı kaynaklar T gibi sesleri de dahil ederken, geleneksel diksiyon sınıflandırmalarında C, Ç ve R gibi ses değişimleri de pelteklik başlığı altında gösterilebiliyor. EBA Kitap+1
Ama daha bilimsel açıdan bakıldığında “hangi harfler?” sorusundan çok “hangi ses nasıl üretiliyor?” sorusu önemlidir.
Benim özellikle üzerinde durduğum nokta ise şu: Bir konuşma özelliğini yalnızca “doğru/yanlış” diye değerlendirmek eksik kalıyor. Objektif ölçüm bize sesin nasıl üretildiğini anlatır; kişinin yaşadığı sosyal deneyim ise bu sorunun onun hayatında ne anlama geldiğini gösterir.
Erkeklerde bazı konuşma sesi bozukluklarının daha yüksek oranda görülmesine ilişkin veriler mevcut olsa da bu, bireysel davranışları “erkekler veri odaklı, kadınlar duygusal” şeklinde açıklamaya yetmez. İnsanların yaklaşımını cinsiyetten çok kişisel deneyimleri, eğitimleri, yaşları, sosyal çevreleri ve problemin hayatlarını ne kadar etkilediği belirleyebilir.
Üstelik bazen en objektif yaklaşım, duygusal etkiyi de veri olarak kabul etmektir.
Sizce pelteklik denince yalnızca S-Z-Ş-J grubunu düşünmek mi daha doğru, yoksa R, C ve Ç gibi ses değişimlerini de aynı başlık altında değerlendirmek gerekir mi?
Çocukken pelteklik yaşayanların deneyimleri sizce yetişkinlikte konuşma biçimine ne kadar yansıyor?
Bir de şu tartışma ilginç olabilir: Bir kişinin sesi teknik olarak anlaşılır olduğu hâlde kendisi konuşmaktan utanıyorsa, sizce burada “konuşma sorunu yok” demek yeterli midir?
Kaynaklar:
- American Speech-Language-Hearing Association (ASHA), Speech Sound Disorders: Articulation and Phonology. ASHA
- Wren, Y. ve ark., Prevalence and Predictors of Persistent Speech Sound Disorder at Eight Years Old, Journal of Speech, Language, and Hearing Research. ASHA Yayınları
- McKinnon, D. H., McLeod, S. & Reilly, S., The Prevalence of Stuttering, Voice, and Speech-Sound Disorders in Primary School Students in Australia. ASHA Yayınları
- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı/EBA, Diksiyon ve Hitabet – Telaffuz ve Boğumlama Kusurları. EBA Kitap
- Türkçe öğretimi üzerine akademik çalışmada pelteklik sınıflandırmaları: S-Ş, J-Z, C-J ve R-L değişimleri. Toad