İkindi ile akşam arasında uyumayı haram ilan eden sahih ve açık bir hadis bulunduğunu söylemek doğru değildir.
Diyanet’in konuya ilişkin açıklaması da bu noktada oldukça nettir: “İkindi sonrası uyuyanlar aklını kaybeder” şeklindeki rivayet uydurma kabul edilmektedir. Bununla birlikte bazı âlimler, günün bu saatlerini verimli kullanma düşüncesiyle ikindiden sonra uyumayı hoş karşılamamıştır. Diyanet TV
Dolayısıyla “Bir kere ikindiden sonra uyudum, günaha girdim mi?” diye panik yapmaya gerek yok.
Asıl dikkat edilmesi gereken şey, dinî hüküm ile kültürel tavsiyeyi birbirine karıştırmamak.
Bir büyüğümüz “İkindiden sonra yatma” diyebilir.
Bu tavsiyenin arkasında tecrübe olabilir.
Fakat o cümleyi otomatik olarak “Peygamberimiz böyle buyurdu” şeklinde aktarmak, hadis konusunda daha dikkatli olunmasını gerektirir.
Bir Başka Ayrıntı: İkindi Vakti Zaten Önemli Bir Vakit
İkindi namazının İslam’daki önemini ayrıca düşünmek gerekiyor.
Diyanet’in hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber’in ikindi namazına büyük önem verdiği ve ikindi namazının kaçırılması konusunda ciddi uyarılarda bulunduğu aktarılıyor. Diyanet Hadislerle İslam
Ayrıca ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınmamasıyla ilgili sahih rivayetler bulunuyor. Diyanet Hadislerle İslam
Dolayısıyla ikindi-akşam arasındaki dönemi değerlendirirken “uyku yasağı” üzerinden değil, vakit bilinci üzerinden düşünmek daha doğru olabilir.
Belki de asıl soru şudur:
“Bu saatleri neden değerlendirmeliyiz?”
Çünkü günün son bölümüdür.
İnsan işini toparlayabilir.
Ailesiyle ilgilenebilir.
Akşam namazına hazırlanabilir.
Eksik kalan işlerini tamamlayabilir.
Biraz yürüyebilir.
Zihnini sakinleştirebilir.
Ya da gerçekten çok yorulmuşsa kısa bir dinlenme yapabilir.
Peki Çok Yorgunsak Ne Olacak?
Burada hayatın gerçekleri devreye giriyor.
Gece vardiyasında çalışan bir hemşire düşünün.
Sabah çocuklarını okula hazırlayan bir baba düşünün.
Bütün gün ayakta çalışan bir öğretmen düşünün.
Yaşlı bir yakınına bakan bir kadın düşünün.
İki işte çalışan genç bir insan düşünün.
Bu kişilere “İkindi oldu, kesinlikle uyuma” demek hayatın bütün koşullarını tek cümleyle çözmeye çalışmak olur.
İslam’ın genel yaklaşımında insanın gücü, şartları ve ihtiyaçları önemlidir.
Dolayısıyla kişi gerçekten uyku ihtiyacı hissediyorsa, bunu otomatik olarak “dinen yasak” kategorisine sokmak doğru değildir.
Üstelik uykusuzluk nedeniyle sağlığı ve günlük sorumlulukları ciddi biçimde etkileniyorsa, mesele artık sadece “ikindiden sonra uyudum mu?” sorusu değildir.
Burada dengeli olmak gerekiyor.
Forumun En Güzel Sorusu: “Ben Uyandığımda Neden Hayata Kızıyorum?”
İkindi sonrası uykunun ilginç tarafı biraz da psikolojik.
Bazı insanlar kısa bir uykudan sonra inanılmaz enerjik kalkıyor.
Bazıları ise daha kötü hissediyor.
Bir arkadaşımın ifadesiyle:
“İkindide uyursam uyanınca kendimi sanki hayat bana bir şey borçluymuş gibi hissediyorum.”
Bence forumun altın cümlesi bu olabilir.
Çünkü uzun veya yanlış zamanda yapılan gündüz uykusu bazı insanlarda sersemlik ve gece uyku düzeninde bozulma oluşturabiliyor. Dolayısıyla geleneksel tecrübenin arkasında tamamen anlamsız bir gözlem bulunduğunu düşünmek de doğru değil.
Ama buradan “İkindide uyumak kesinlikle sağlığa zararlıdır” gibi kesin bir dinî veya tıbbi hüküm çıkarmak da doğru olmaz.
İnsanların uyku ihtiyacı aynı değildir.
Birinin 20 dakikalık dinlenmesi diğerinin bütün gece uykusunu etkileyebilir.
“İkindi Sonrası Uyuyan Aklını Kaybeder” Sözü Neden Bu Kadar Yayılmış Olabilir?
Bence burada insan hafızasının ilginç bir özelliği devreye giriyor.
Karmaşık bir tavsiye yerine çarpıcı bir cümle daha kolay hatırlanıyor.
“Akşamüstü uzun süre uyursan gece uykun bozulabilir.”
Bu cümle makul ama sıradan.
“İkindiden sonra uyursan aklını kaybedersin.”
İşte bu, mahallede üç dakikada yayılır.
Üstelik büyüklerden duyulduğunda insanlar kaynağını sormadan kabul edebiliyor.
Oysa dinî konularda “Bunu kim söylemiş?” sorusu çok değerlidir.
Kur’an mı?
Sahih hadis mi?
Zayıf rivayet mi?
Âlimlerin yorumu mu?
Yoksa toplum içinde zamanla oluşmuş bir inanış mı?
Bu ayrımı yaptığımız zaman hem Peygamber Efendimize isnat edilen sözlere karşı daha hassas davranırız hem de dinimizi kulaktan dolma bilgilerden korumuş oluruz.
Sonuç: Mesele Bir Uyku Değil, Bir Denge Meselesi
İkindi ile akşam arasında uyumak konusunda en sağlıklı yaklaşım, meseleyi “uyursan felaket olur” şeklinde değerlendirmemektir.
“İkindiden sonra uyuyan aklını kaybeder” sözü sahih bir hadis değildir. Diyanet de bu sözün uydurma olduğunu belirtmektedir. Diyanet TV
Bununla birlikte İslam geleneğinde ikindiden sonraki saatlerin verimli değerlendirilmesi gerektiğine yönelik bir anlayış bulunmaktadır. Gündüz çalışmak, rızık peşinde koşmak, ibadetleri aksatmamak ve günlük sorumlulukları yerine getirmek bu yaklaşımın önemli parçalarıdır. Diyanet TV+1
Dolayısıyla mesele şöyle özetlenebilir:
Yorgunsanız dinlenmeniz insanî bir ihtiyaçtır.
Fakat her akşamüstünü üç saatlik uyku seansına dönüştürmek günlük düzeninizi bozabilir.
Ve en önemlisi, sahih olmayan bir sözü Peygamber Efendimiz söylemiş gibi aktarmamak gerekir.
Belki de bu konu bize uyku hakkında olduğundan daha büyük bir şey öğretiyor.
Bazen dinî gelenek ile toplum alışkanlığını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bazen de büyüklerimizin yıllardır söylediği bir sözün arkasındaki tecrübeyi anlamaya çalışırken, onu otomatik olarak hadis kabul etmemek gerekiyor.
Ve belki akşamüstü koltuğa uzanmadan önce kendimize şu soruyu sormak en iyisi:
“Gerçekten dinlenmeye mi ihtiyacım var, yoksa bugün yapmam gerekenlerden beş dakika kaçmaya mı çalışıyorum?”
Cevabınız “çok yoruldum” ise biraz dinlenmek dünyanın sonu değil.
Ama “bir beş dakika uzanayım” diyorsanız...
Alarmı kurun.
Çünkü o meşhur beş dakikanın ne kadar tehlikeli olabileceğini artık hepimiz biliyoruz.
Diyanet’in konuya ilişkin açıklaması da bu noktada oldukça nettir: “İkindi sonrası uyuyanlar aklını kaybeder” şeklindeki rivayet uydurma kabul edilmektedir. Bununla birlikte bazı âlimler, günün bu saatlerini verimli kullanma düşüncesiyle ikindiden sonra uyumayı hoş karşılamamıştır. Diyanet TV
Dolayısıyla “Bir kere ikindiden sonra uyudum, günaha girdim mi?” diye panik yapmaya gerek yok.
Asıl dikkat edilmesi gereken şey, dinî hüküm ile kültürel tavsiyeyi birbirine karıştırmamak.
Bir büyüğümüz “İkindiden sonra yatma” diyebilir.
Bu tavsiyenin arkasında tecrübe olabilir.
Fakat o cümleyi otomatik olarak “Peygamberimiz böyle buyurdu” şeklinde aktarmak, hadis konusunda daha dikkatli olunmasını gerektirir.
Bir Başka Ayrıntı: İkindi Vakti Zaten Önemli Bir Vakit
İkindi namazının İslam’daki önemini ayrıca düşünmek gerekiyor.
Diyanet’in hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber’in ikindi namazına büyük önem verdiği ve ikindi namazının kaçırılması konusunda ciddi uyarılarda bulunduğu aktarılıyor. Diyanet Hadislerle İslam
Ayrıca ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınmamasıyla ilgili sahih rivayetler bulunuyor. Diyanet Hadislerle İslam
Dolayısıyla ikindi-akşam arasındaki dönemi değerlendirirken “uyku yasağı” üzerinden değil, vakit bilinci üzerinden düşünmek daha doğru olabilir.
Belki de asıl soru şudur:
“Bu saatleri neden değerlendirmeliyiz?”
Çünkü günün son bölümüdür.
İnsan işini toparlayabilir.
Ailesiyle ilgilenebilir.
Akşam namazına hazırlanabilir.
Eksik kalan işlerini tamamlayabilir.
Biraz yürüyebilir.
Zihnini sakinleştirebilir.
Ya da gerçekten çok yorulmuşsa kısa bir dinlenme yapabilir.
Peki Çok Yorgunsak Ne Olacak?
Burada hayatın gerçekleri devreye giriyor.
Gece vardiyasında çalışan bir hemşire düşünün.
Sabah çocuklarını okula hazırlayan bir baba düşünün.
Bütün gün ayakta çalışan bir öğretmen düşünün.
Yaşlı bir yakınına bakan bir kadın düşünün.
İki işte çalışan genç bir insan düşünün.
Bu kişilere “İkindi oldu, kesinlikle uyuma” demek hayatın bütün koşullarını tek cümleyle çözmeye çalışmak olur.
İslam’ın genel yaklaşımında insanın gücü, şartları ve ihtiyaçları önemlidir.
Dolayısıyla kişi gerçekten uyku ihtiyacı hissediyorsa, bunu otomatik olarak “dinen yasak” kategorisine sokmak doğru değildir.
Üstelik uykusuzluk nedeniyle sağlığı ve günlük sorumlulukları ciddi biçimde etkileniyorsa, mesele artık sadece “ikindiden sonra uyudum mu?” sorusu değildir.
Burada dengeli olmak gerekiyor.
Forumun En Güzel Sorusu: “Ben Uyandığımda Neden Hayata Kızıyorum?”
İkindi sonrası uykunun ilginç tarafı biraz da psikolojik.
Bazı insanlar kısa bir uykudan sonra inanılmaz enerjik kalkıyor.
Bazıları ise daha kötü hissediyor.
Bir arkadaşımın ifadesiyle:
“İkindide uyursam uyanınca kendimi sanki hayat bana bir şey borçluymuş gibi hissediyorum.”
Bence forumun altın cümlesi bu olabilir.
Çünkü uzun veya yanlış zamanda yapılan gündüz uykusu bazı insanlarda sersemlik ve gece uyku düzeninde bozulma oluşturabiliyor. Dolayısıyla geleneksel tecrübenin arkasında tamamen anlamsız bir gözlem bulunduğunu düşünmek de doğru değil.
Ama buradan “İkindide uyumak kesinlikle sağlığa zararlıdır” gibi kesin bir dinî veya tıbbi hüküm çıkarmak da doğru olmaz.
İnsanların uyku ihtiyacı aynı değildir.
Birinin 20 dakikalık dinlenmesi diğerinin bütün gece uykusunu etkileyebilir.
“İkindi Sonrası Uyuyan Aklını Kaybeder” Sözü Neden Bu Kadar Yayılmış Olabilir?
Bence burada insan hafızasının ilginç bir özelliği devreye giriyor.
Karmaşık bir tavsiye yerine çarpıcı bir cümle daha kolay hatırlanıyor.
“Akşamüstü uzun süre uyursan gece uykun bozulabilir.”
Bu cümle makul ama sıradan.
“İkindiden sonra uyursan aklını kaybedersin.”
İşte bu, mahallede üç dakikada yayılır.
Üstelik büyüklerden duyulduğunda insanlar kaynağını sormadan kabul edebiliyor.
Oysa dinî konularda “Bunu kim söylemiş?” sorusu çok değerlidir.
Kur’an mı?
Sahih hadis mi?
Zayıf rivayet mi?
Âlimlerin yorumu mu?
Yoksa toplum içinde zamanla oluşmuş bir inanış mı?
Bu ayrımı yaptığımız zaman hem Peygamber Efendimize isnat edilen sözlere karşı daha hassas davranırız hem de dinimizi kulaktan dolma bilgilerden korumuş oluruz.
Sonuç: Mesele Bir Uyku Değil, Bir Denge Meselesi
İkindi ile akşam arasında uyumak konusunda en sağlıklı yaklaşım, meseleyi “uyursan felaket olur” şeklinde değerlendirmemektir.
“İkindiden sonra uyuyan aklını kaybeder” sözü sahih bir hadis değildir. Diyanet de bu sözün uydurma olduğunu belirtmektedir. Diyanet TV
Bununla birlikte İslam geleneğinde ikindiden sonraki saatlerin verimli değerlendirilmesi gerektiğine yönelik bir anlayış bulunmaktadır. Gündüz çalışmak, rızık peşinde koşmak, ibadetleri aksatmamak ve günlük sorumlulukları yerine getirmek bu yaklaşımın önemli parçalarıdır. Diyanet TV+1
Dolayısıyla mesele şöyle özetlenebilir:
Yorgunsanız dinlenmeniz insanî bir ihtiyaçtır.
Fakat her akşamüstünü üç saatlik uyku seansına dönüştürmek günlük düzeninizi bozabilir.
Ve en önemlisi, sahih olmayan bir sözü Peygamber Efendimiz söylemiş gibi aktarmamak gerekir.
Belki de bu konu bize uyku hakkında olduğundan daha büyük bir şey öğretiyor.
Bazen dinî gelenek ile toplum alışkanlığını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bazen de büyüklerimizin yıllardır söylediği bir sözün arkasındaki tecrübeyi anlamaya çalışırken, onu otomatik olarak hadis kabul etmemek gerekiyor.
Ve belki akşamüstü koltuğa uzanmadan önce kendimize şu soruyu sormak en iyisi:
“Gerçekten dinlenmeye mi ihtiyacım var, yoksa bugün yapmam gerekenlerden beş dakika kaçmaya mı çalışıyorum?”
Cevabınız “çok yoruldum” ise biraz dinlenmek dünyanın sonu değil.
Ama “bir beş dakika uzanayım” diyorsanız...
Alarmı kurun.
Çünkü o meşhur beş dakikanın ne kadar tehlikeli olabileceğini artık hepimiz biliyoruz.
